Çiğdemce Tepeden Tırnağa Güzellik Sırları

Tanım




Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler


Bu yiyecekler zayıflatıyor


En çok zayıflatan yiyecekler ve vücutta yaptıkları etkiler şöyle:

Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.

Greyfurt:
Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.

Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün düşmesine yardımcı oluyor.

Salatalık: Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposu.

Nar: Hormonları dengeliyor. Bu sayede kilonuzu kontrol etmeniz daha kolaylaşıyor. Ayrıca güçlü bir antioksidan.

Adzuki fasulyesi: (Küçük kırmızı fasulye) Fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip. Vücutta daha fazla suyu tutuyor.

Brokoli Lif ve C vitamini deposu. Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor. Hazma yardımcı oluyor.

Elma: Hafif tatlı, bağırsakları harekete geçiriyor.

Kiraz: Yumuşak bir müshil etkisi yapıyor ve kilo kaybına neden oluyor.

Yulaf: Tok ve şişkinlik hissi veriyor. Bir kase lapası vücutta üç kase su tutmayı sağlıyor.


Tarih: 15:03, 2/4/2007
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Hamilelikte beslenme ipuçları

 

Hamilelik günlük yaşantınızda pek çok değişiklik yapmanızı gerektirir. Bu değişikliklerden en belirgin ve en önemli olanı beslenme alışkanlıklarınızdaki değişikliklerdir. Hamilelik öncesi sağlıklı bir beslenme alışkanlığınız olsa dahi yediklerinize biraz daha dikkat etmeniz gerekebilir. Bu yazıda hamilelikte beslenmeye ilişkin minik ipuçları bulabilirsiniz. Yazıyı okumadan önce sağlıklı besleme piramidini incelemenizi öneririm.

 

  • Beslenme piramidini inceleyin. En altta bulunan besinlerden önerilen miktarda tüketmeye dikkat edin. Bu bölümdeki besinlerden fazla miktarda tüketmeniz bebeğinizden çok sizin kilo almanıza neden olacaktır. Bu nedenle önerilen miktarda karbonhidrat aldıktan sonra meyve ve sebzeleri ekleyin. Aldığınız yağ miktarının az olmasına dikkat edin.
  • Çeşitlilik son derece önemlidir. Bu hem yemekleri monoton biçimde algılamanızı engeller hem de yeterli miktarda vitamin ve besin ögeleri almanıza destek olur. Önerilen gruplarda hergün farklı şeyler tüketmeye gayret gösterin
  • Suyu asla ihmal etmeyin. Hidrate olmak yani yeteri kadar suya sahip olmak hamilelikte pek çok yarar sağlar. Bunlardan en önemlileri erken doğum riskini azaltmasıdır. Aynı zamanda cilt güzelliği ve elastikiyeti için su son derece önemlidir. Yeteri kadar su içmek hamileliğe bağlı kabızlık ya da ödem gibi rahatsızlık verici sorunları da azaltır. Meyve suları da yararlıdır ancak asla suyun yerini tutmaz. Hamilelikte ana sıvı kaynağğınız her zaman su olmalıdır. Soda, kahve gibi içecekler günlük sıvı alım miktarınıza dahil edilmemelidir. Günde en az 8 bardak su içmelisiniz.
  • Yiyecekleri taze olarak tüketmeye özen gösterin. Konserveden ve işlenmiş ürünlerden uzak durmaya çalışın.
  • Protein gelişmekte olan bebeğiniizn her hücresinde yer alan en önemli yapı taşıdır. Bazı çalışmalar günde en az 75 miligram protein alımının preeklempsi ve diğer tehlikeli komplikasyonlara karşı koruyucu olduğunu göstermektedir.
  • Eğer bulantı ya da mide yanması yakınmanız varsa az ama sık öğünler alın. Bu tür bir alışkanlık kan şeker düzeyinizin belirli aralıkta tutulmasına da yardımcı olur.
  • Hamilelikte önerilen miktarda kilo alımı esastır. Doktorunuza danışmadan asla ve asla perhiz yapmayın. Herhangi bir besin maddesinin alımını kısıtlamayın. Buna tuz da dahildir. Hamilelikte yeterli ve uygun beslenme sağlıklı bir bebeğin önemli adımlarından biridir.
  • Vitamin hapları almanız bazı besinleri yemeyebileceğiniz anlamına gelmez. Haplar sadece yeterli ve önerilen miktarda vitamin aldığınızdan emin olmak için verilir.
  • Aburcuburdan uzak durmaya çalışın. Bunu başarmak kolay değildir. Aburcubur yemeden durmak günümüz şartlarında pek olası değil. Ancak miktarlara dikkat edebilirsiniz. Hamilelik istediğiniz kadar kilo alabilmeniz için bir fırsat değildir. Özellikle tatlı tüketiminize dikkat edin. Haftada 1-2 defa yenilen tatlının bir zararı yoktur.
  • Anemi, çoğul gebelik, erken yaşta gebelik, şeker hastalığı gibi sorunlarınız varsa bu sorunlar hamilelik süresince beslenmenizle ilgili özel durumlar doğurabilir. Doktorunuza kendi durumunuzla ilgili özel bir beslenme programı uygulamanız gerekip gerekmediğini mutlaka sorun

 



Tarih: 14:45, 2/4/2007
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Hamilelikte güzelliğinizi korumanın yolları

 

Bazı hamile kadınlar kendilerini aynada gördüklerinde moral çöküntüsüne uğruyor ve bu görüntüye alışamıyorlar. Kendilerini çirkinleştirdiği için çocuktan nefret ediyorlar, sonra da ondan nefret ettikleri için kendilerinden nefret ediyorlar. Hamilelik bazen bu çelişkili duygularla zor olur. Bir kadın, hamile olmaktan mutlu, kendini şişman görmekten mutsuz olabilir. Kafayla, vücut her zaman mantıklı bir çizgide yaşamaz.

Nasıl giyinmeli?

Bir bebek bekleyen kadın için özel bir giyim tarzı yoktur. Duruma uydurarak ayın tarz giysileri giymeye devam edebilirsiniz. Pantolon, bahçıvan pantolon, tişört, elbise -elbette biraz daha geniş-Bacakları saran bir tayt, uzun, büyük bir kazak ya da bir tişörtle birlikte iyi dengelenmiş bir görünüş yaratıyor. Uzmanlar taytların uterusa baskı yapmaması için alışılmıştan 2 ya da 3 beden daha büyüklerinin alınmasını, ve bu durumda da yukarıya kadar çekilmesini ya da bel hizasında kıvrılmasını öneriyor. Geleceğin annelerine yönelik özel mağazalarda, değişik giysilerin yanı sıra, iç çamaşırı, mayo ve hamile kadınlar için dolaşım güçlüğü durumunda bacakları yatıştıran özel çoraplar bulunabiliyor.

Ayakkabılar

Bugün, düz ayakkabılara eğilim var ancak, eğer alışkınsanız, yüksek topuklu ayakkabı giymeye devam edebilirsiniz, fazla yüksek olmaması şartıyla (5 cm'den fazla olmamalıdır). Eğer birden düz ayakkabıya geçerseniz, rahat edemezsiniz. Giyilmesi hoş yüksek pençeli ayakkabılar tekrar moda oldu, ancak yüksek pençelerle dengenin genelde sağlam olmadığını da belirtmek gerek. Asıl gereken ayakkabıların rahat olmasıdır. Çünkü çoğunlukla bacaklar çocuğun ağırlığıyla yorgun düşer. Ayakkabılar dengenizi iyi sağlamalı çünkü hamilelikte düşme çok olur. Ayakkabılar yeterince geniş de olmalı, hamileliğin sonuna doğru ayakların şişme eğilimi olur. Spor ayakkabılar çok rahattır ve giysilerle uydurulabilecek renkleri de mevcuttur.

Göğüsler

Göğüslerde, hacimleri arttığında genişlemelerini engelleyecek ya da ağırlaştıklarında tutup destekleyecek hiçbir kas yoktur. Göğüsleri tutan kaslar göğüs kafesi kaslarıdır (pektonaller). Bir aynanın önünde profilinizi dönün, ellerinizi açık bir biçimde tutup birini diğerine bastırın, çok güçlü sıkın, göğüslerinizin pektorallerin kasılmasıyla kalktığını göreceksiniz. Böylece, göğüslerinizin güzelliğini korumak ve sarkmalarını engellemek için: 

  • Madem ki göğüslerinizin iyi duruşu pektorallere bağlı, onları daha sıkı ve güçlü kılmak için göğüs kafesi kaslarınızı (pektoralleri) çalıştırmak gerek, Bu kaslar ne kadar sıkı olursa, göğüslerinizin düşme eğilimi o kadar azalır.
  • Omuzlar hafifçe geriye atılmış bir halde, dik durmak gerek. Yine bir aynaya bakın, bu duruş şeklinin göğüsleri öne çıkardığını göreceksiniz. Ayrıca bu duruş sırt yorgunluğunu azaltır, daktilo yazmak, tahtaya yazmak, bulaşık yıkamak gibi bazı işler, aslında iyi bir duruş şeklinin önüne geçebileceği kürek kemikleri sancılarına neden olurlar.

Eğer hamileliğin sonuna doğru göğüsleriniz kolostrum, yani sütün öncüsü olan beyazımsı bir sıvı salgılarsa, göğüsler üzerinde küçük kabukların oluşmasını engellemek için sabun ve suyla yıkamak yeterli olacaktır.

Eğer emzirmek isteniyorsa, hamilelik sırasında göğüs uçlarını hazırlamak, alkol sürerek sertleştirmek gerektiğinin söylendiğini belki çevrenizde duyarsınız. Aslında tersine, cildinizi kurutup çatlakların oluşmasına neden olacaksınız. Ancak, etkili olabilecek bir şey, doğumun öngörülen tarihinden sekiz, on gün öncesinden itibaren günde bir kere göğüs uçlarını lanolinli kremle ya da badem yağıyla ovmaktır.

Sutyen takma alışkanlığı olmayan kadınlar bile hamilelik sırasında takmayı çoğunlukla daha rahat bulacaklardır. Hamilelik boyunca göğüslerin hacmi hızla artar, hatta bazen önemli oranlarda artar. Eğer göğüslerinizin hacmi arttıysa ve emzirmek niyetindeyseniz, şimdiden bir emzirme sutyeni alın ve sonrasında da kullanın. Bunlar ağırlaşan göğüslerin rahat taşınması için özellikle yapılmışlardır ve çocuğun doğumundan sonra da işinize yararlar. Pamuklu modelleri tercih ediniz; sentetik kumaşlar çatlaklara yol açar.

Karın

Geleceğin annelerinin estetik kaygıları özellikle karın konusunda odaklaşır: Bu çok normal çünkü karın önemli oranda büyür. Karnımızı nasıl eskisi gibi düz ve kaslı bir hale getirebiliriz?

Güzelliğe ilk yatırım, banyonuzda yoksa, bir tartı satın almaktır. Kuşkusuz çok şişmanlamamak, sonradan kendi ölçüsüne dönebilmenin en iyi yolu.

İkinci en iyi yol, şişmanlama esnasında ve sonrasında düzenli olarak egzersiz yapmaktır.

Üçüncüsü, dik durma alışkanlığını edinmektir. Genel görünüşten ziyade rahatınız için de daha etkilidir. Kısacası hem rahatınız, hem güzelliğiniz için. Havuzda hazırlık özel olarak sırtı esnetmek için gerekli egzersizlere uyarlanmıştır. Sırtüstü yüzme, özellikle sırtüstü dizleri bükmeksizin bacakları hızla ha-reket ettirerek yüzme (kravl) yararlıdır. Tam tersine, kamburu arttıran kulaç atarak yüzmeden kaçınılmalıdır.

Yüz

Normal bir cilt hamilelik sırasında değişmez. Yaygın bir kanının tersine, cilt kurumaya özel bir eğilim göstermez. Normal bir cildin dengesini korumak için bakıma ihtiyacı vardır.

Sabun katı ya da sıvı olsun, tıbbi ya da sıradan olsun, yüzü sabunlamanın bir yararı yok. Sabunlamak, çevrenin (özellikle iklimlere bağlı olarak) etkilerine sürekli açık bir bölge için ek bir yıpranma tehlikesidir, üstelik yararsızdır da.

Fondöten ya da renklendirilmiş kremler sürmek oldukça zararlıdır. Bakım, akşamlan nötr ve yumuşak bir sütle yapılacaktır. Bu sütü pamukla sürmek alışkanlık olmuştur ama elle ovarak yaymak daha etkili ve daha kolaydır. Sonra, sanki sabunmuşcasma özenle silmek gerekir. Süt cildi tedavi etmek, korumak, beslemek, nemlendirmek ya da yağlandırmak için sürülmez. Önce makyaj silme pamuğuyla kuru olarak silinir, sonra tercihen bol suyla ve bir lifle durulanır.

Musluk suyu, kireçli olsa bile, toniklerden daha iyi iş görür. Durulama bittikten sonra cildi iyice kurulamak gerekir. Kullandığınız durulama türü hangisi olursa olsun, (tonikler, alkolsüz losyonlar, akan su) unutulmaması gereken şey, cildin ıslak bir halde havada kurumaya bırakılırsa zarar göreceğidir.

Temizlik bittiğinde, gece için, cildin nemini kaybetmesini engelleyecek "yağlı su" denen kategorideki emülsiyonlardan seçtiğiniz bir koruyucu kremi çok az miktarda -ince bir tabaka yeter- sürün. Gece için bir krem sürülmesi özellikle kışın çok yararlıdır. Kalorifer, dairelerin havasını kurutur ve sabah hiç de hoş olmayan ciltte kasılma, çekilme hissiyle uyanılır, çünkü cildin içerdiği suyun buharlaşması çabuklaşmıştır (hava ne kadar kura olursa kuruma o kadar yoğun ve hızlı olur).

Sabah, serin suyla yüzünüzü yıkadıktan ve iyice kuruladıktan sonra, gün için, gece için kullandığınız aynı koruyucu kremi sürün. Aynı ürünün hem gece hem gündüz kremi olarak kullanılması yaşamı kolaylaştırır.

Sorunlu ciltler: Yağlı ya da akneli ciltli kadınlarda hamilelik bir yatışma dönemi olabilir. Bu tür durumlarda, önce bir akne patlamasına tanık olunur. En fazla iki ay sonra, yatışır, tamamen kayboluncaya kadar döküntüler kesinleşir. Ne yazık ki, bu evrim mutlak bir kural değil ve bazı durumlarda akne, tersine daha kötüleşecek ve doğuma kadar sürecektir. Daha az rastlansa da, hamileliğin yıllarca önce kaybolmuş akneleri nüksettirdiği de olur. Bu evrimler bir sorun yaratıyor, çünkü etkili hiçbir içten tedavi (hormon, antibiyotik, A vitamini türevleri) hamile bir kadına uygulanamaz. Doğumu ve sorununun daha kökten bir çözümünü beklerken daha az etkili, kullanımı daha zor, daha fazla güçlük çıkaran dıştan tedavilerle sınırlı kalınır.

Hamilelik maskesi: Çoğunlukla, dördüncü ya da, altıncı aya doğru, yüzde bir maske oluşturabilecek kadar çok sayıda, küçük kahverengi lekeler ortaya çıkar. Bu hamilelik maskesidir. Genelde, çocuğun doğumundan sonra lekeler kaybolur. Ancak bu her zaman doğru değildir. O halde hamilelik maskesini engellemek için her şeyi yapmak gerek. Bunun için, tek bir önlem vardır ve kaçınılmazdır. Yüz güneşte kalmamalı; çünkü hamilelik maskesi yalnızca, güneş etkisiyle oluşan hormonal değişiklikler yüzünden gelişir. Hamileliği önleyici bir hap alarak güneşe çıkan bir kadın da yüzünde hamile kadınların hamilelik maskesi gibi kahverengi lekelerin ortaya çıktığını görebilir. Yaz olsun, kışın dağda olsun, yüzünüz ancak tam siperdeyse, özel bir krem sürülüyse güneşe çıkın ya da büyük bir şapka takın.

Bazı hamile kadınlar kontak lensleri zor kullanırlar. Eğer rahatsız olduysanız, gözlük takın, lenslerinizi doğumdan sonra, takarsınız.


Tarih: 14:41, 2/4/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

ORIFLAME SATIŞ DANIŞMANIYIM!

 

Merhaba herkese,

 

Oriflame satış danışmanıyım, ürünlerimizi kullanıyor veya kullanmak istiyorsanız cigdemce_81@hotmail.com adresime mail atabilir ve www.oriflame.com.tr adresinden istediğiniz ürünü koduyla beraber bana gönderir, verdiğim hesap numarasına ücretinizi gönderirseniz size en kısa sürede ulaştıracağımdan emin olabilirsiniz.

 

NOT : İstanbul içi 10,00 ytl yi geçen, İstanbul dışı 15 ytl yi geçen siparişlerinizde kargo ücreti tarafıma aittir.

 

Sevgilerle

 

Çiğdem


Tarih: 13:48, 29/3/2007
Yorum (10) | Yorum yaz | Bağlantı

Akne ve Sivilceler


 

Güneşin kurutucu etkisi ve iyotlu deniz suyu yazın akneyi aklımızdan çıkarır. Ama sonbahar ve kış, aknenin çoğaldığı dönemlerdir. Pek çok şey aknenin türüne bağlı olsa da, ultraviyole ışınlarının etkisi cildi kurutup, yağ üretimini düzenliyor. Bu yüzden sonbahar ve kış aylarında da solaryuma girerek aynı etkiyi yaratabiliriz. Gençlerde görülen akne, ergenliğin ilk dönemlerinde, vücutta gelişim ve değişimler başladığı sırada ortaya çıkıyor. Bu durum, bir dizi hormonal dengesizliğe bağlı. Doğal olarak bu gibi hormon dengesizlikleri yetişkinlerde de görülebiliyor. Örneğin, adet döneminde ortaya çıkan sivilceler bu tür bir dengesizlik sonucudur. Diğer bazı durumlarda ise, akne oluşumu, kortizon ya da B12 vitamini içeren ilaçlar, ya da dışarıdan uygulanan vazelin preparatları ve bitkisel yağların uzun süreli kullanımına bağlı.

 

TEMİZLİK NASIL OLMALI?

Cilt temizliği, sabahları derinin salgılarını harekete geçirmek; akşamları ise, gözeneklerde birikmiş kir zerreciklerinden kurtulmak için mutlaka yapılmalı. Cildinizin haftada 2-3 kez, tüm yağ kalıntılarını alacak bir maskeye de ihtiyacı vardır. Aynı zamanda cildi derinlemesine nemlendiren bir maske seçmeye özen gösterin.

 

10 DAKİKALIK BİR BUHAR BANYOSU

Haftada 1 kez, buhar banyosu hazırlayın: Gözeneklerin genişlemesini sağlayacağından, siyah noktalardan kurtulmanız kolaylaşacaktır. Başınızın üzerine bir havlu örterek, yarıya kadar kaynar su doldurduğunuz bir tencerenin üzerine eğilin. 10 dakika sonra, yüzünüzü kurulayın ve siyah noktaları sıkın. Bu işlemi yaparken, ellerinizin temiz olmasına dikkat edin. Parmak uçlarınıza sargı bezi sarıp noktaları sıkabilirsiniz. Ama sıkmakta zorlanırsanız fazla üstelemeyin. Cildiniz tamamen kuruduğunda tekrar buhara tutun. İşlem sona erdiğinde yüzünüzü bir tonikle dezenfekte edin.

 

HERKES İÇİN GEÇERLİ ÖNERİLER

Gençler arasında özellikle yaygın olan bu problemin çözümünde, cilt tipleri farklı olduğundan, kızların ve erkeklerin uygulaması gereken kürler de farklı. Ancak yine de, her iki cinsin de uyması gereken bazı kurallar var.

 

1.   Doğru ve hijyenik temizlik: Cildi fazla hırpalamadan düzenli olarak yıkayın. Cildi fazla kurutmamak için pH değeri derinin doğal pH'ına yakın (5.5 civarında) bir temizleyici kullanılmalı. Daha da derinlemesine bir temizlik isteniyorsa, her 3-4 günde bir, gözeneklerde biriken yağ ve tozu alan kil maskesi uygulanabilir.

2.   Beslenmeye dikkat: Çikolata ve şarküteri ürünleri sivilce yapar görüşü, çok yaygın fakat çürütülmüş bir iddia. Son araştırmalar, beslenmenin akne üzerinde doğrudan etkisi olmadığını gösterse de, üzerinde durulması gereken önemli bir nokta var: Meyve ve sebze açısından zengin, sağlıklı beslenme cildin en önemli dostu.

3.   İyi dinlenin: En iyi güzellik kürü uyku. Stresten uzak bir ortamda dinlenebilmek çok önemli. Özellikle gecede en az 7-8 saat uyumak şart. Uykunun hormonal aktiviteyi düzenlediği herkesçe biliniyor.

4.   Ellerinizi yüzünüzden çekin: Cilde zarar vermeksizin yok edilebilecek siyah noktalardan farklı olarak, kançıbanları asla sıkılmamalı. Aksi halde, iltihaplı enfeksiyon, ardında bir yara ve iz bırakarak yayılabilir.

5.   Uzmana görünün: Kış gelip de akneler belirmeden önce mutlaka dermatologunuzla görüşün. Çünkü, yaz aylarında kuruyup hassaslaşan cildiniz, tatil öncesinde uyguladığınız akne tedavisini tekrarlamanızdan zarar görebilir.

6.   Bitki çayları da işe yarıyor: Her gün organizmayı temizleme özelliği taşıyan bir bitki çayı içmek cildinize faydalı olacaktır. Özellikle ıhlamur ve rezene içeren çayların çok yararını görürsünüz.

 

KIZLAR İÇİN BAKIM

Pudra ve allıktan uzak durun: Cildi çabuk sivilcelenenler makyaj yapmaktan vazgeçmeli. Tabii biraz rimel ve bir parça ruja değil sözümüz. Herşeyden önce, hijyenik nedenlerle allık ve pudra kullanmaktan vazgeçmeli: Zaten aşırı salgılanan yağ ile dolmuş gözenekler, makyaj malzemeleri kullanılınca iyice tıkanıyor. Bunun yanında, estetik bir neden de var: Makyaj, kusurları gizlemek yerine çoğu kez daha da belirginleştiriyor.

Az yağlı bir fondöten seçin. Makyajsız yapamayanlar hafif bir fondöten kullanabilir. Ancak, yağlı ciltler için özel olarak geliştirilmiş, siyah nokta oluşumuna neden olmayan (gözeneklerde birikecek madde içermeyen) bir malzeme seçilmeli.

Akne ve aşırı kıllanma: Akne yanında aşırı kıllanmadan da şikayet eden genç kızlar, antiandrojen hormonlar içeren doğum kontrol haplarından faydalanabilir. Ancak bu hapların 16 yaşın altındakilerce alınması sakıncalı olacaktır.

 

ERKEKLER İÇİN BAKIM

Hijyene daha fazla özen: Ergenlik çağındaki erkekler, katıldıkları sportif faaliyetlerin yoğunluğu yüzünden, yaşıtları olan kızlardan daha fazla terlerler. Bu bakımdan, hijyene özel bir önem vermeleri şarttır. Terlemenin ardından yüzün mutlaka yıkanması ve akneye karşı dezenfektan uygulanması gerekli.

Erkeklere özel kozmetikler: Bazı ilaç firmaları, akne tedavisi ilaçlarında, kızlar ve erkekler için ayrı formüller uyguluyor. Genç kızlara uygun olan ilaçlar daha hafif. Erkeklerin kendileri için hazırlanmış formülleri kullanmaları daha iyi sonuç veriyor.

Sık sık tıraş olun: Sakal uzamaya başladığında, kıllar, akne iltihabının artmasına neden olabiliyor. Bu yüzden sık sık tıraş olmak gerekli.

Tıraş sonrası bakım: Kullandığınız after shave parfüm içermemeli. Akneli cilt, after shavelerin içerdiği alkole karşı oldukça duyarlı. Akne kremlerinde az miktarda bulunan alkol, cildin pul pul dökülmesine ve kurumaya neden olabilir. En iyisi alkolsüz tonikleri tercih etmek.

Akne artık sorun değil

Aknelerin ilginç bir öyküsü var. Genellikle ergenlik çağındaki erkek ve kızların yüzleri sivilcelerle doluyor. Özellikle de delikanlı adayları tam karşı cinse ilgi duymaya başladıkları dönemde yüzlerinde beliren sivilceler yüzünden sıkıntı çekiyorlar. Ergenlik çağı sivilcelerine o dönemde vücuttaki hormon dengelerinin değişmesi neden oluyor. Akneler, yetişkinlerin de de en büyük sorunlarından biri. Yüzde, boyunda, omuzlarda ve sırtta çıkan sivilcelerden kurtulmak elbette mümkün.

Aknelerin oluşmasında yağlı cilt ve bakteriler etkili. Bu nedenle, aknelerden yakınan bir kişinin öncelikle hayvansal yağlardan uzak durması gerek. Bu arada bağışıklık sistemini güçlendiren yiyeceklere ağırlık vermeli. Yağ ve şeker miktarı fazla olan hazır yiyecekler, akneleri çok iyi besler. Derinin doğal koruyucu yağı olarak bilinen sebumun üretimini azaltır. Çikolata, dondurma, sosis ve dondurulmuş hazır et yemekleri aknelerden yakınan kişiler için zararlı. Buna karşılık bol bol yeşil sebze ve narenciye türü meyveler yenmeli. E vitamini alabilmek için de sıvı yağlar kullanılmalı.

 

Hormon dengesi

Aknelerin hormon dengesizliğinin bir sonucu olduğunu belirtmiştik. Vücuttaki hormon dengesini düzene sokmak için her gün lahana yenmeli. Bu sebze ayrıca bakterileri öldüren sülfür içerdiği için de aknelere karşı güçlü bir savunma silahı sayılıyor. Mango, kiwi ve ananas gibi tropikal bölge meyveleri de çok yararlı. Tuz katılmamış sebze suları, çiğ meyve ve sebzeler ve salatalarla beslenilmeli. Akne ciddi bir sorun olursa mutlaka bir deri uzmanına baş vurulmalı. Ancak gerekli önlemler alınırsa, aknelerden doktor tedavisine gerek kalmadan kurtulmak mümkün.

 

Tedavi mümkün

Cilt uzmanları, aknelerin her zaman tedavi edilebileceği kanısındalar. Aknelere karşı kullanılan antibiyotikler yararlı oluyor. Ancak rasgele bir antibiyotik kullanmak yanlış. Cilt uzmanının önereceği antibiyotikler etkili olur. Ayrıca cilt uzmanları, hormon ve A vitamini alınmasını önerebilirler. Yiyeceklerin aknelerin kesin nedeni oldukları iddia edilemez. Ama çikolata yedikten sonra yüzde sivilceler çıkarsa, yiyeceklerin de akne nedenleri arasında sayılması gerektiği söylenebilir.

Sizi aynalara küstüren o minik sivilcelere savaş açın. Pahalı kozmetik ürünleriyle değil basit önlemlerle bu sorundan kurtulun. Doğru önlemleri alırsanız, o sivilcelerden eser kalmayacak.

 

Savaşa başlayın

Aknelere karşı savaş açıldığı zaman şunlara dikkat edilmeli:

Her gün 500 mcg A vitamini alınmalı. Kızlarda Adet öncesinde ortaya çıkan aknelere karşı da adet kanamaları başlamadan 10 gün önce, her gün düzenli olarak 50 mg B6 vitamini alınması doğru olur. Bu arada cildi çay ağacı yağıyla temizlemeli ayrıca bir kase yoğurda bir çay kaşığı deniz tuzu ilave ederek bu karışım cilde sürülmeli. Banyodan ya da duştan sonra vücut sırt fırçası ya da keseyle temizlenmeli. Güneşin zararlarından söz ediliyor ama aknelere karşı güneş banyosunun son derece yararlı olduğunu belirtelim. Güneşteki mor ötesi ışınların akneleri yok ettiği biliniyor.

 


Tarih: 15:12, 26/3/2007
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

Burçların Güzellik Sırları

ATEŞ ELEMENTİ(koç,aslan,yay)
Eğer Koç, Aslan veya Yay burcuysanız, ateş elementisiniz.

Mizacınız icabıyla da sıcak sayıldığınızdan, bu dinamik ve kendinden emin tutumlarınızı ön plana getirecek bir makyaj stiline ihtiyacınız var. Sizin için ayrıca güzellik bakımının pratik ve etkili olması gerekir. Sonuçta siz yoğun bir yaşam sürmektesiniz ve cildinizi tazeleyecek kremlerin veya kozmetik ürünlerin hayatınızda birer mecburiyet olduklarını eninde sonunda idrak edersiniz. Ancak çeşit çeşit krem kutuları size karışıklığı çağrıştırır. Sizin için önemli olan, herkesten farklı görünmektir. Makyaj yapmak size göre en eğlenceli uğraştır. Parlak ve ışıldayan renklerle gözlerinizi vurgularsınız. Ayrıca kopkoyu kırmızı dudaklar tam size göre. Tabi ki, makyajınızı ortamına göre uygularsınız, örneğin ofiste oldukça ciddi gözükmeli, akşam randevunuzda ise parlamalısınız. Sizin için en uygun saç modeli, yüz şeklinize uyacak sportif kısa saç modelidir.

Renkleriniz:
Kırmızı, orange, altın sarısı, antrasit gri ile kombine edilmiş bakır rengi gibi parlak renkler tercihinizdir. Çünkü bu renkler ateşli ve sıcak kişiliğinize uymaktadır.

Makyajınız:
Göz kapaklarınızın üzerini altın veya orange renkleriyle canlandırabilirsiniz. Göz kapaklarınızın üst kısmını içten dışa doğru antrasit rengi ile gölgelendirin. Siyah veya koyu kahverengi göz kalemi ile gözlerinizin çevresini belirleyin. Yine siyah veya koyu kahverengi rimel kullanabilirsiniz. Yanaklarınızı bakır tonunda allık ile vurgulayabilirsiniz. Dudaklar ve tırnaklar pas veya parlak tonda kırmızı olmalı.

Değerli taşınız:
Yakut, süleyman taşı (Granat), elmas
..................................................................................................................................................
TOPRAK ELEMENTİ(Boğa,Başak,Oğlak)

Boğa, Başak veya Oğlak burcu olarak toprak elementisiniz ve ayakları yere emin basan bir kişilik sergiliyorsunuz. Yaşamın iyi ve manalı yönlerinin kıymetini bilirsiniz. Baştan sona kadar bakımlı olmak sizin için tartışılmaması gereken bir konudur. Dişiliğinizi ve tipinizi makyaj ve parfüm ile daha anlamlı hale getirmeyi seversiniz. Bu esnada da kozmetik ürünlerinizle hiç tasarruflu değilsinizdir, az krem almak yerine fazla almayı yeğlersiniz. Sizin için mükemmel ve bakımlı görünmek çok önemlidir. Buna rağmen yine doğal bir hava sergilersiniz, çünkü tipinizi (kişiliğinizi) yabancılaştırmayı hiç sevmezsiniz. Keskin veya sivri bir tarz sizin için düşünülemez, tam tersine daha ciddi bir görünüşten yanasınız. Saç şekliniz rahat ve basit olmalı. Klasik at kuyruğu veya açık taşıyacağınız orta uzunluktaki saç tipi size uygun olur.

Renkleriniz:
Bej, kahverengi, bakır rengi veya toprak sarısı gibi toprak tonları sizin elementinize hitap etmektedir. Ayrıca bunları mısır sarısı veya koyu yeşil ile kombine edebilirsiniz.

Makyajınız:
Toprak bayanına, özellikle gözleri vurgulayan etkileyici bir makyaj tarzı uymaktadır. Bunun için göz kapaklarınızı koyu kahverengi ile renklendirin. Kaşlarınızın ve göz kapaklarınızın alt kısmına bakır tonunda far uygulayabilirsiniz. Siyah rimel kullanın. Yanaklarınızı pas rengine yakın kahverengi ruj ile vurgulayın. Dudaklar bej tonunda olmalı. Tırnaklarınıza bakır rengine yakın bej oje kullanabilirsiniz.

Değerli taşınız:
Safir, alaca akik, Citrin, topaz (sarı yakut).
..................................................................................................................................................
HAVA ELEMENTİ(İkizler,terazi,kova)

İkizler , Terazi veya Kova burçları hava elementinin, yani gökyüzünün burçlarıdır. Bulutlar üzerinde uçmayı ve kendinizi yükseklerde hissetmeyi seversiniz. Geniş bir uygulama alanına ve değişikliğe ihtiyaç duyarsınız. Cildiniz çoğunlukla yumuşak, ince ve genelde hassastır. Bu yüzden de düzenli bakıma ihtiyacı vardır, ancak “bakım” konusu hiç de size göre değildir, çünkü siz daha çok fikirleriniz ve planlarınızla uğraşmayı tercih edersiniz. Ayrıca her zaman güzelliğinize ayıracak zamanınız da yoktur. Değişik olanı sevdiğinizden, kozmetik ürünlerinizi sık sık değiştirirsiniz, yani siz tutkulu bir krem ve parfüm deneyicisinizdir. Yeni ürünler her zaman ilginizi çekmiştir ve genelde araştırmacı olduğunuz için yeni çıkan bir makyaj ürününü veya saç modelini hemen denemelisiniz. Alnınızın açık olduğu saç modelleri size hitap etmektedir. Saç renginizi de çabuk değiştirir ve asimetrik saç kesimlerinden de vazgeçemediğiniz olmuştur.

Renkleriniz:
Tüm pastel renkler ve gök mavisi, pembe, açık yeşil gibi serin renkler, hatta limon sarısı havalı ve hafif mizacınıza hitap etmektedir.

Makyajınız:
Hava elementinin belirgin ve ince yüz hatlarına, serin tonların kullanıldığı yumuşak bir makyaj stili uymaktadır. Zıtlık yaratması açısından öncelikle göz kapaklarınızın üst kısmına beyaz far uygulayın. Açık pembe tonu ise kaşlarınızın altına doğru kullanabilirsiniz. Göz kapaklarınızı iç kısmından dışına doğru açık mavi ile renklendirin. Mavi göz kalemi kullanın, ancak çizginin ince olması gerekir. Kirpiklerinize de mavi rimel kullanabilirsiniz. Yanaklarınızı, dudaklarınızı ve tırnaklarınızı gül pembesi ile tonlandırın.

Değerli taşınız:
Topaz (sarı yakut), beril (gök zümrüt), aquamarin, turmalin taşı, turkuvaz.
..................................................................................................................................................
SU ELEMENTİ(yengeç,akrep,balık)

İster Yengeç , Akrep veya Balık burcu olun, siz su elementisiniz. Duyarlı ve hassas bir kişiliğiniz var, ki bu da yüz hatlarınıza yansımaktadır. Teniniz genelde çok ince ve cilt yapınız oldukça yumuşaktır. Dış görünüşünüz ve güzellik bakımınız genellikle duygusal atmosferinizle bağlantılıdır. Bu yüzden keyifsiz anlarınızda bile, düzenli bakım uygulamak için çaba göstermelisiniz. Çünkü özellikle bu durumlarda buna ihtiyacınız olacaktır. Biraz daha disiplinli olmak size iyi gelecektir. Keyfinizi canlandırdığı için özellikle parfümlere ve kokulu banyo esanslarına özel bir zaafınız vardır. Ayrıca bu tür banyo keyiflerinde de hayalciliğinize sarılırsınız. Makyaj yaparken, genelde dolgun ve adeta kalemle çizilmiş dudaklarınızı ön plana getirmeyi seversiniz. Saçlarınızın yumuşak ve hafifçe omuzlarınıza düşmesini tercih edersiniz. Oldukça ciddi veya çok kısa saç modelleri hiç size göre değildir.

Renkleriniz:
Koyu mavi, turkuvaz veya maviye yakın yeşil, ayrıca siyah ve eflatun sizin elementinize uymakta ve güzelliğinizin altını çizmektedir.

Makyajınız:
Duyarlı su bayanına yumuşak tarzda bir makyaj uygundur. Mavi arası yeşil renge zıt olarak öncelikle göz kapaklarınıza beyaz far kullanın ve daha sonra göz kapaklarınızın alt kısmını bu yeşil renk ile gölgelendirin. Kirpiklerinize kahverengi rimel kullanın. Az miktarda şeftali tonu ruj ile yanaklarınızı vurgulayın. Dudaklarınıza ve tırnaklarınıza da şeftali renginde ruj ve oje kullanabilirsiniz.

Değerli taşınız:
Zümrüt, opal, ay taşı, ametist
 


Tarih: 14:01, 12/12/2006
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

15 dakikada güzellik!

 
Sabahları işe yetişme telaşıyla makyaj yapamıyor musunuz? Oysa işe bakımlı ve güzel gitmek için size 15 dakika yeter de artar bile. İşte çok işinize yarayacak ve yoğun temponuzda hayatınızı kurtaracak güzellik ve bakım tüyoları.

Sabahları saatin sinir bozucu sesiyle uyanıp, alelacele giyinip, işe yetişme telaşıyla makyaj yapmaya vakit bulamıyorsunuz değil mi? Yüzünüzü yıkamaya bile zor vakit ayırdığınız bu kısacık zaman diliminde güzel görünmek için ihtiyacınız olan zamanı nasıl yaratacaksınız ki? Aslında bu o kadar da zor değil. Bazı pratik çözümlerle 15 dakika harikalar yaratabilirsiniz.

Makyaj

* Yüzünüzdeki sivilceleri kapatmak için stick fondöten kullanın. Ten renginize tıpatıp uyan bir stick fondöten sürerseniz, aceleyle yaptığınız hatalar fark edilmez.

* Kirpik kıvırıcı kullanmayı ihmal etmeyin. Saniyeler içinde gözleriniz daha büyük, kirpikleriniz daha uzun görünecektir.

* Kirpiklerinize üç kat siyah ya da koyu kahverengi rimel sürmek yüzünüze anında canlılık katacaktır.

* Sabahın köründe kim uğraşacak dudak kenarlarına çizgi çekip, içine ruj ve parlatıcı sürmekle. Renkli dudak nemlendiricisi veya parlatıcı ile saniyeler içinde hazırsınız.

* Kırmızı ve bordo tonlarında bir ruj, en yalın halinizle bile makyajlı görünmenizi sağlar.

* Unutmayın! Kusursuz kaşlar makyajsız bir yüzde bile büyük fark yaratır. Parmağınıza aldığınız bir parça şeffaf dudak parlatıcısıyla kaşlarınızı düzeltin. Böylece kaşlarınız gün boyunca düzgün görünecektir.

Saçlar ah şu saçlar!

Saç yıkamak zincirleme reaksiyona benzer; şampuan, nemlendirici, fön, parlaklık veren serum... Eh, tüm bunlar da sabahları minimum 45 dakikayı gözden çıkarmanız demektir. Bu arada unutmayın, saç yıkandıktan bir gün sonra daha güzel görünür. Görünmüyor mu? O halde işte başvurmanız gereken hileler...


Tarih: 14:00, 12/12/2006
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Gökten Para Yağarsa ( Yazı )

Bir varmış, bir yokmuş; âhirzaman içinde, modern çağların birinde, para hırsı kalblere hükmediyormuş. "Bu zamanda parasız hiçbir şey olmaz" veya "Mutluluğun sırrı paradadır" gibi sözler herkesin dilindeymiş. Arkadaşlar biraraya geldiklerinde hep paradan konuşurlar ve şöyle derlermiş: "Şu gömleği şu kadar paraya aldım, nasıl güzel mi?" "Gözlüğün ne kadar güzel! Kaça aldın?" "Geçenlerde son model bir araba gördüm. Fiyatını duysan şaşar kalırsın!"

Anne-babalar evde aynı şeyi yaparlar, yatana kadar hep paradan ve parayla alabilecekleri şeylerden konuşurlarmış: "Ah! Şu kadar param olsa o lüks arabayı alırdım; inan başka birşey istemem!" "Hayır, benim o kadar param olsa tek yapacağım şey dün mücevhercide gördüğüm o elmas gerdanlık takımı almak olurdu." Çocuklar bu para sohbetlerini duyar da başka türlü mü konuşurlar! Onlar da "Baba, bana şu kadar para versene. Arkadaşımda gördüğüm bir oyuncaktan almak istiyorum..." derlermiş.

Zenginlerin durumu daha kötüymüş, çünkü onlar çok daha fazla paraya muhtaçmış. Yeni fabrikalar açmak, yeni bir uçak almak veya filan ticareti yapmak için ne kadar paraya gerek olduğunu konuşur dururlarmış. Fakirlik ihtiyaç duyulan paranın miktarıyla ölçülecek olsa, zenginler fakirlerden daha fakirmiş.

Kimileri, "Çok param olsa fakirlere dağıtır, açları doyurur, kimsesizlere kucak açardım" diyormuş, ama ellerine para geçtiğinde bu sözleri hep unutuyorlarmış.

Aslına bakarsanız, o çağda insanların yüreğinde paradan daha güçlü bir isteği bulmak mümkün değilmiş. Her kıtada, her ülkede, her şehirde...

Bir sonbahar sabahı, fakir-zengin, büyük-küçük, kadın-erkek herkesin yüreğinden göğe yükselen bu dilekler kabul edilmiş. Uyanıp da pencerelerinden dışarıya bakan insanlar hayret ve sevinç içinde kalmışlar. Gökten kağıt para yağıyormuş çünkü. Ardı ardına süzülüp yere konuyormuş paralar. Sokaklar, bahçeler ve damlar paralarla kaplanmış. Paralar, sadece bir beldeye veya ülkeye değil, dünyanın her köşesine yağmur gibi yağıyormuş.

İnsanlar ilk şaşkınlıklarını üzerlerinden atınca dışarıya fırlamışlar ve yerdeki paralara dokununca bunun rüya değil, gerçek olduğunu anlamışlar. Mutluluktan dansetmeye, birbirlerine sarılmaya ve şarkılar söylemeye başlamışlar. Öyle ki, onları gören, birkaç şişe içki içmiş de sarhoş olmuş zannedermiş.

Oysa, para sarhoşluğuymuş yaşadıkları. Yerden avuçladıkları gıcır gıcır paraları havaya atıyorlar ve avazları yettiği kadar "Yağdır Allahım, yağdır! Daha çok yağdır!" diye bağırıyorlarmış. "Zenginiz, hepimiz zengin olduk!"

Daha sonra da gönüllerinde ne yatıyorsa onu gerçekleştirmeye koyulmuşlar. Yerlerden topladıkları paralarla, çocuklar marketlere ve oyuncakçı dükkanlarına; kadınlar kuyumculara, alışveriş merkezlerine; erkekler ise araba galerilerine koşmuş. Herkes canı ne istiyorsa onu satın almış. "Cennet bu olmalı" diyorlarmış birbirlerine. O gün dünyanın her yanında tam bir "alışveriş" çılgınlığı yaşanmış...

İnsanlar gece evlerine dönüp de yataklarına girdiklerinde "Ya para yağmuru yarın devam etmezse" diye endişelenmişlerse de, yersiz bir endişeymiş bu. Para yağmuru ertesi sabah da devam etmiş. Kimi zaman sağanak, kimi zaman çisir çisir, gökten para yağmaya devam etmiş. Sonraki gün de, daha sonraki gün de... Bir gün yağmasa ertesi gün mutlaka yağıyormuş. Tıpkı yağmurdan önceki gibi koyu gri bulutlar toplanıyor, kimi zaman şimşekler çakıyor, ama yağmur yerine para yağıyormuş yere. Sonbahar yağmur mevsimi olduğundan, insanlar para yağmurunun böyle devam edeceğine ikna olunca, rahatlamışlar.

Bu arada, bazı problemler başgöstermiş. İşçiler fabrikaları terketmiş, memurlar devlet dairelerine gitmez, iş adamları da işlerine bakmaz olmuş. Kimsenin "geçim" veya "daha fazla para" derdi kalmadığından, çalışmaya da gerek duymamışlar. Bu durum, kısa süre içinde, alışverişi ve diğer hizmetleri kötü yönde etkilemiş. Ama ülkelerin parlamentoları devreye girip yasalar çıkartmış ve herkesin eskiden yaptığı işi belli bir ölçüde de olsa devam ettirmesi mecburi kılınmış.

İnsanlar "Sen çalışmazsan, ben çalışmazsam, hep beraber hayattan nasıl zevk alabiliriz ki?" diyerek haklı bulmuşlar bu yasaları ve mecburiyeti "Herkes çalışınca sistem yürüyecek ve eskiden hayal ettiğimiz şeylere kolayca kavuşabileceğiz. Böylece hepimiz mutlu olacağız."

Haftalar, aylar böyle geçmiş. Paranın düzenli olarak yağdığını gören kimileri, "Bak gördün mü? Tabiat kanunları nasıl da değişti! Bulutlar eskiden yağmur yağdırırdı, şimdi para yağdırıyorlar. Demek ki, bu da tabiatın yeni bir kanunu haline geldi" demişler.

Ancak, bu sahte cennetin içine bir haber bomba gibi düşmüş. Hemen hemen aynı günlerde, bütün ülkelerin televizyonunda şu haber yayınlanmış: "Sayın seyirciler, bakanlık yetkililerinin verdiği bilgiye göre, ülkemizin ve bütün dünyanın gıda stokları tükenmek üzeredir. Yetkililer, halkımızın bundan sonra temel gıda maddelerini daha idareli tüketmelerini istemektedir."

Aslında, yetkililer haftalar öncesinden un, şeker, yağ, kuru bakliyat vs. gibi gıdaların gittikçe azaldığının farkındaymış. Ama, büyük karışıklıklar ve izdihamlar çıkar korkusuyla daha önce açıklayamamışlar. Buzhanelerdeki sebze ve meyve stokları da günler öncesinden bitmiş aslında, ama insanlar yaşadıkları para sarhoşluğundan bunu farkedememiş ve "Meyve yoksa tatlı yeriz" diyerek geçiştirmişler. Ancak, temel gıda maddelerinin tükenme noktasına gelmesiyle kaç haftadır ne meyve ne de sebze yiyemediklerini farketmişler.

Aylardır bir damla bile yağmur yağmamasıymış bütün bunların nedeni. Çiftçiler çorak arazilerinde ne buğday, arpa, şeker pancarı veya pirinç yetiştirebiliyorlar; ne de sebze ve meyve üretebiliyorlarmış.

"Sebze olmazsa et yeriz" diyecek olanlar da hüsrana uğramış, çünkü kaç aydır otlaklara ve yaylalara bir damla bile yağmur düşmediğinden, dahası her tarafı hayvanların yemesi mümkün olmayan kağıt paralar kapladığından besi hayvanlarının neredeyse tamamı açlıktan çoktan ölmüş. Öte yandan, deniz suyu sürekli buharlaştığı ve buna karşılık hiç yağmur yağmadığı için deniz suyu öylesine tuzlu hale gelmiş ki, balıklar yaşayamaz olmuş.

En korkuncu ise, yine yağmursuzluk nedeniyle, dünya üzerindeki tatlı su kaynakları azalmaya başlamış. Bilim adamları, nehirleri ve gölleri besleyen yeraltı kaynaklarının kurumaya yüz tuttuğunu, mevcut tatlı su kaynaklarının ise su yüzeyini kaplayan paralarla kirlendiğini ve kullanılamadığını haber veriyormuş.

Dünya yüzünü kaplayan tonlarca kağıt paranın neden olduğu çevre kirliliği de başka bir problemmiş...

Ve kağıt paralar yağmaya devam etmiş gökten! Kimi zaman sağanak, kimi zaman tane tane... Ne çare ki, insanlar eskisi gibi sevinememiş. Kucak kucak toplayıp evlerine de taşımamışlar. Aksine, kederlenmişler. Gözlerini göğe çevirip acı acı gülümseyebilmişler sadece. "Keşke artık yağmur yağsa para yerine" diye geçirmişler içlerinden.

Yüreklere açlık korkusu çöreklenmiş. Marketler teker teker kapanmış. Çoğu insanın evinde en fazla birkaç gün -o da azar azar yemek şartıyla- yetecek kadar gıda kalmış. "Ne olurdu artık şu saçma sapan kağıtlar yerine birkaç damla yağmur yağsaydı!" demişler birbirlerine.

Ama gökten para yağmaya devam etmiş.

Evinde biraz daha fazla un, pirinç, şeker gibi gıdalar bulunanlara, tonlarca para teklif edenler çıkmış! Ama onlar da farkındaymış tekliflerinin anlamsızlığının. Paranın "satın alma gücü" tam anlamıyla sıfırlanmış. Daha bir-iki hafta önce odalar dolusu parasıyla övünenler, şimdi başkalarından yarım kilo un dilenir hale gelmiş.

Bir ara ümit bağlanan bilim adamları "Bilimin bu konuda elinden gelen birşey yok. Milyonlarca, milyarlarca insanı besleyebilecek yapay gıdalar üretmemiz imkânsız" diyerek çaresizliklerini ilân etmişler.

İnsanlar ellerini göğe açıp yalvarıyorlarmış artık. "Allahım! Para istemiyoruz, yağmur istiyoruz, yiyecek istiyoruz, rahmetini istiyoruz. Lütfen!"

İçten içe hissettiklerini artık yüksek sesle konuşmaya başlamışlar. "Bütün bunlara para hırsımız neden oldu. İşte, Allah istediğimizden fazla para gönderdi, ama bizi yağmurundan, rahmetinden mahrum etti. Şu halimize bakın" diyen birisine yanındaki "Bunu hakettik. Bir yağmur damlası için ne kadar şükretmemiz gerekiyormuş aslında!" diye cevap veriyormuş. "Para olmadan değil, Onun rahmeti olmadan yaşayamazmışız meğer."

Birkaç gün sonra, tüm dünya yüzünde insanlar açlıktan kıvranmaya başlamış. Kimsenin elinde ne un, ne şeker, ne pirinç, ne de başka bir gıda kalmamış. Ne katlardan, ne yatlardan, ne de son model arabalardan konuşuyorlarmış artık. "Şöyle zeytinyağlı bir dolma, yanında da bir ayran. Vallahi başka birşey istemem!" "Bir tabak patates kızartmasını canım nasıl çekiyor bilemezsin!" Ertesi günlerde aynı sözlerin sahipleri kuru bir dilim ekmeğe razı olacak hale gelmişler.

Dünyanın her tarafında, çocukları ve yaşlıları önlerine alarak yüksek tepelere çıkmış insanlar. Toplu halde, Allah’tan kendilerini, hırslarını, nankörlüklerini affetmesini istemişler. Ellerini açıp dua etmişler. Paranın değil rahmetin gücüne inanacaklarına, nimetlerin parayla değil Onun merhametiyle geldiğini unutmayacaklarına söz vermişler. Samimi gözyaşları dökmüşler.

Tam o sırada, saatlerdir devam eden para yağmuru birden kesilmiş. Herkes, yağmur yağacağını zannederek sevinmiş. Fakat yağmur yağmamış. Başları önlerinde, mahzun ve kederli bir halde evlerine geri dönmüşler.

Ama ertesi sabah, nicedir duymaya hasret kaldıkları bir sesle uyanmışlar. Çatılara "pıt pıt" diye düşen yağmur taneleriymiş bu. Herkes "Yağmur!" diye haykırıyormuş. "Yağmur yağıyor. Ne büyük mucize!"

Yağmur yağmış, yağmış, yağmış. Anneler, babalar ve çocuklar sevinçle, mutlulukla birbirlerine sarılmışlar. "Teşekkür ederiz Allahım!" diye bağırmışlar. "Bizi rahmetinden mahrum etmediğin için teşekkür ederiz."

Dışarıya çıktıklarında kendilerini daha büyük bir sürpriz bekliyormuş. Düne kadar kuru dalları göğe uzanan meyve ağaçları yemyeşil yapraklarla bezeliymiş ve dallarında olgun meyveler asılıymış. Doyuncaya kadar yemişler ve birbirlerine ikram etmişler. Hatta şakalaşmışlar: "Elindeki elma ne kadar büyük ve güzel. Kaç paraya aldın onu bakayım?" Sonra da kahkahalarla gülmüşler ve şöyle demişler:

"Dünyanın bütün paraları biraraya gelse, tek bir elmayı satın almaya güç yetiremez."

Bu arada, daha önce yığdıkları parayı soracak olursanız, onlar çoktan yağmur suyu olup nehirlere karışıp gitmişler. Arkalarında sadece buruk bir ıslaklık kalmış.


Tarih: 13:56, 12/12/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Evliliği sarsan 8 yanlış

Kabul, hep siz haklısınız, sizin dediğiniz doğru ve hep sizin sözünüz geçerli olmalı! Siz insanın kalbinden geçeni bile okuyabilirsiniz! Yok canım o kadar da değil diyorsanız, önerilerimize göz atınız.


 

1. EŞİNİN KİŞİLİĞİNE KARŞI AĞIR ELEŞTİRİDE BULUNMA
Eşinin kişiliğini küçük düşürücü, onur kırıcı sözler sarf etmek sevgiyi zedeler. “Sen hep böylesin, hep beceriksizsin.” suçlamalarına sitemkar ve biraz da hakaret içeren “Hep kendi bildiğini okudun. Beni dinlemedin.” sözleri suçlayıcı eleştirilerdir.

2. İŞİ YOKUŞA SÜRME
Günün birinde eşlerden birinde olumlu bir değişiklik olmuştur veya gittikleri doktor dinlenilmiş ve kişi olumsuz bir davranışından vazgeçmiştir. Diğer eş “On yıldır sana söyledim; ama beni dinlemedin, başkası deyince daha mı kıymetli oluyor?” biçimindeki konuşmalar eşi üzen ve geriye döndürebilecek tarzdadır.

3. GEÇMİŞİ HATIRLATMA
Evlilik hayatı boyunca insanların olumsuz hatıraları olmuştur. Kavgalar, tartışmalar, atışmalar ya da unutulan anlar, yapılan yanlış davranışlar olagelmiştir. Evlilik hayatı boyunca bu kötü hatıraların eşler tarafından tekrak tekrar ısıtılarak ortaya konulması ilişkileri zedeler.

4. GENELLEMEDE BULUNMA
Eşinize bir kalıp biçerek o kalıba sokan ifadeler kullanmak, onu kötü bir fiille damgalamak da büyük hatalardan biridir. “Ben senin için değiştim, sen benim için hiçbir şeyden vazgeçmedin. Çok bencilsin...” sözleri evliliği yıpratır.

5. EŞİNİN AKLINI OKUMA
Çiftler arasında diyalog tek taraflı olmaya başladığında eşler birbirlerine mesafe koymaya başlarlar. Sürekli iğnelemeler, kavgalar, atışmalar artık kadın ve erkeği kendi dünyasına itmiştir. Erkek de kadın da kendi dünyasında eşiyle konuşmaya başlar. Kafalarında kurdukları şeyler zaman zaman birbirlerinin hareketlerine yorumlar çıkarmaya neden olur. “Senin ne demek istediğini biliyorum. Ben senin bakışından anlarım.” gibi sözlerle eşinin mimik ve hareketlerinden anlamlar çıkarılmaya başlanılır.

6. KENDİNİ HEP HAKLI GÖRME
Hatalar, yanlışlıklar iki taraftan da kaynaklandığı halde kim daha haklı, adeta “mahkeme” kuruluyor.

7. KONUŞURKEN SÖZLERİN KESİLMESİ VE SES TONUNU YÜKSELTMESİ
İletişimde en önemli husus konuşan insanı sonuna kadar dinlemek, çok gerekliyse aralara girmektir. Dinlemek, anlamak ve kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun yolu da saygıyla dinlemek, ses tonunu yükseltmemektir.

8. EŞLERDEN BİRİNİN KENDİSİNİ TERAPİST YERİNE KOYMASI
‘Senin hasta olduğunu biliyorum, nedenlerini de biliyorum. Senin ne zayıflıkların var hepsini keşfettim, ne yapman gerektiğini söylüyorum, beni dinlesen doktora filan da ihtiyacın olmaz’ gibi sözler doğru değildir. Eş ne kadar bilgili, tecrübeli olursa olsun kendini doktor yerine koymamalıdır.

 


Tarih: 13:54, 12/12/2006
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

Güzellik Sırları ve Maskeler

Değerli Hanımlar; bitkiler dünyası hakkındaki kitaplar arasında, içindekileri güvenerek uyguladığım kitaplardır DoktorDoğa'nın kitapları.. Size de bu kitapta yer alan tavsiyeleri aktarıyorum..

Bol sağlıklı günler duası ile...

 

Doğal Kozmetik

Pürüzsüz cilt, parlak saçlar, sağlam tırnaklar, yalnızca bir düş müdür? Hayır! Doğanın bize sunduğu biçimiyle kullanılan bitkiler, bitkisel yağlar ve öteki ürünlerle mutfakta hazırlanabilen hafif etkili bileşimlerle bedene sağlıklı ve göze hoş gelen bir görünüm kazandırılabilir.

Genellikle kullanılan kozmetiklerin içerdiği kimyasal maddeler, yapay koku maddeleri ve bir çok katkı maddesi, sürekli kullanıldıklarında yararlı olmaktan ziyade zararlı olabilirler. Kimyasal maddelerle ve yapay koku maddeleriyle sürekli birlikteliğin duyarlı kişilerde ayrıca alerjilere yol açtığı da bilinen bir gerçektir. Tüm bunların yanı sıra, kimyasal kozmetikler çok pahalıdır da!

Doğal kozmetiğin avantajları

-Cilt bakımında kullanmak istediğiniz malzemeleri kendiniz seçebilirsiniz.

-Renk, koku ve dayanıklılık bakımından yapay madde kullanmanız gerekmez.

-Cilt dostu maddelerle cildin işlevlerini destekleyebilir ve cildin kendisini yenileyebilmesine(regenerasyon) yardımcı olabilirsiniz.

Tüm bu faktörleri göz önünde bulunduran kadınlar(ve erkekler), gitgide artan bir ilgiyle, reçeteleri yüzyıllardır uygulanmakta olan doğal bakım preparatlarını kullanıyorlar. Dillere destan güzelliğini, bal, kısrak sütü(eşek sütü!), bitkisel esanslar ve yağlarla koruyan Kraliçe Kleopatra, bu konuda önemli bir örnek olarak görülebilir. Cilt, saç ve tırnaklar için kremler, losyonlar, maskeler ve temizlik losyonları hazırlamak isteyen kişinin bu iş için fazla zaman harcamasına da gerek yoktur. Kullanılacak malzemeler eczaneden, bitkisel drog satıcılarından, sebze ve meyve satıcılarından satın alınabilir. Bazı güzellik bitkileri ise bahçede veya balkonda bile yetiştirilebilir.

Gerekli malzemeler

Cilt bakımı ürünlerinin yapımında (örneğin kremlerde), bir taşıyıcı ve dolgu maddesi ve iyileştirici görevini üstlenen etken maddeler gerekmektedir. Doğal kozmetik ürünlerinin temel taşıyıcı maddeleri, katı yağlar ve balmumu(ve benzerleri), su, alkol ve bitkisel yağlardır.

Katı yağlar ve balmumu türevleri

Katı yağlar ve balmumu türevleri, preparatlara(özellikle kremlere) gerekli kıvamı kazandırırlar ve ayrıca cilde yarayışlı özelliklere sahiptirler. Doğa bize bu çeşitleri bitkisel ve hayvansal formlarda sunar:

-Balmumu: Arıların yaptığı bal peteklerinin eritilmesi yoluyla elde edilir. Kaliteli olmasına özen gösterilmelidir. Balmumu, cildi pürüzlerden ve yağdan arındırır.

-Kakao yağı: Beyaz sarımtırak, oldukça katı, kırılabilir bir kütledir. Eritilirken, 36 dereceden fazla ısıtılmamalıdır. Kremlerin yumuşaklığını ve cilt tarafından çabuk emilmesini sağlar.

-Lanolin: Koyun yününden kazanılır. Cildi iyileştirici ve koruyucu özellikleri vardır. Ama koyunların parazitlere karşı korunmasında kullanılan kimyasal ilaçların kalıntılarını içerebilir. Satın alma sırasında bu bakımdan dikkatli olunmalıdır.

Sıvılar

Kozmetik malzemeleri genelde su ve alkol içerirler. Doğal bakım ürünlerinin pek çoğunda ise bitki çayları yer alır.

-Su: Bir numaralı hayat iksiri, yalnızca arıtılmış formda kullanılır. Böylece, örneğin kireç gibi mineraller ve bakteriler saf dışı bırakılmış olur. Arıtılmış su, nemlendirici maddelerin eşliğinde, cildi yumuşatır.

-Etil alkol: Özellikle losyonlarda ve temizleme sularında, düşük derecelerde kullanılır. Alkolün derecesi, arıtılmış su eklenerek düşürülebilir. Cildi fazla yağdan arındırır, mikrop kırıcı, iltihap önleyici ve yatıştırıcıdır.

Soğuk preslenen bitkisel yağlar

Bitkisel yağlar, değerli içerikleriyle(doymamış yağ asitleri, lesitin, vitaminler ve çeşitli mineraller), derinin işlevlerini desteklerler. Şifalı bitkilerle tedavi geleneğinde bitkisel yağ kullanımı, bilinen en eski beden bakımı uygulamalarında çok önemli yere sahiptir. Ama dikkat: Günümüzde kullanıma sunulan pek çok bitkisel yağ, kimyasal ilaç kalıntıları içermektedir! Bu nedenle, kimyasal ilaçlama yapılmayan bölgelerin ürünlerinden elde edilmiş çok kaliteli yağların kullanımına özen gösterilmelidir.

-Bademyağı: Acı ve tatlı badem çekirdeğinin karışımından, ama bazen de yalnızca tatlı bademden elde edilir. Bademyağı kullanışlıdır. Özellikle duyarlı, kuru ve çatlak ciltleri çok olumlu etkiler ve pürüzlerini alır. Bebeklerde de kullanılabilir.

-Hintyağı: Müshil ilacı olarak bilinir. Kendine özgü kokusu nedeniyle kozmetiklere katkı biçiminde, az miktarlarda kullanılır. Özellikle saçları güçlendirmede başarıyla kullanılabilir.

-Jojoba yağı: Jojobaöl, bilimsel adı Simmondsia chinensis olan, Meksika kökenli bir ağaççığın meyve çekirdeklerinden kazanılır. Akışkan bir mumdur. Kozmetik ürünlerinde yaygınlıkla kullanılır.

-Kabak çekirdeği yağı: Cildi düzgünleştirir, yumuşatır ve yaşlanmasını yavaşlatır.

-Soya yağı: Soya fasulyesinin yağı, yüksek oranda içerdiği lesitin ve A Vitamini göz önünde bulundurularak cilt bakımında kullanılan öteki yağlara eklenebilecek en değerli yağlardandır. Cildin beslenmesinde önemli görevler üstlenebilir.

-Susam yağı: Hafif etkili, cildi besleyici ve güneş ışınlarından(UV) koruyucu özellikler içerir. Cilde derinlemesine işler, temizleyici ve zararlı maddelerden arındırıcı olarak kullanılabilir.

-Zeytinyağı: Kaliteli sızma zeytinyağı klasik bir kozmetik katkısıdır. Cilde derinlemesine işler, normalleştirir ve kendini yenileyebilmesine yardımcı olur(regenerasyon).

Şifalı Bitkilerin Etkisi

Pek çok ev yapımı kozmetiğin etken maddeleri bitkisel kökenlidir. Bu bitkilerin çok önemli bir bölümü yüzyıllardır kendilerini çok yönlü olarak kanıtlamışlardır. Ayrıca son elli yıl içinde bitkiler üzerinde yapılan bilimsel araştırmaların sonuçları da fevkalade olumlu çıkmıştır. Aşağıda tanıtılan bitkiler, güzellik bakımına en uygun olanlardır:

-Atkuyruğu: Bitki, içerdiği bol miktarda silisik asit sayesinde, cilde yeni bir esneklik kazandırır. İrin toplayan sivilcelerin tedavisinde kullanılabilecek çok etkili bir dezenfekte ilacıdır.

-Aynısafa çiçeği: Deriyi temizler ve kendini yenilemesini destekler (regenerasyon). İltihaplanmaları önler ve yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Aynısafa merhemi de yaraların iyileşmesinde önemli rol oynar.

-Sarı kantaron: Yatıştırıcıdır. Özellikle kuru ve çatlak deriyi rahatlatır ve iyileşmeyi hızlandırır.

-Ceviz yaprağı: Yağlı ve temiz olmayan ciltlerde ve yağlı saçlarda kullanılabilir.

-Ebegümeci: Basit yaraların çabuk iyileşmesini sağlar. Deriyi düzgünleştirir ve kuru deriye kadife yumuşaklığı kazandırır.

-Civanperçemi: İltihaplanmaları önler, krampları çözer ve dezenfekte eder. Özellikle sağlıksız ve iltihaplı deride başarıyla kullanılabilir.

-Gülyağı ve gülsuyu: Deriye canlılık kazandırır ve gerginleştirir.

-Ihlamur: Deri dokusunu güçlendirir ve yeni hücre oluşumunu destekler, kuru ve duyarlı deriler için uygundur.

-Isırganotu: Derinin kan dolaşımını hızlandırır. Yağlı saçlara ve kepeğe karşı kullanılabilir.

-Kekik: Dezenfekte gücü çok yüksektir. Özellikle sağlıksız ve iltihaplanmaya yatkın deri için önerilir.

-Oğulotu(Melisa): Limon kokulu bu bitki, sinir sisteminin yanı sıra deriyi de genel anlamda yatıştırır.

-Mayıs papatyası: Bu klasik güzellik bitkisi, iltihaplanmayı önleyici ve yatıştırıcı etkileri ile özellikle problemli ve duyarlı deriler için çok önemlidir.

Mutfağımızdaki güçler

-Avokado: İçerdiği yağ asitleri ve vitaminler sayesinde bu koyu yeşil meyve, çok değerli besinler listesinde yer almaktadır. Dıştan kullanımda, bol miktarda içerdiği A Vitamini, hücrelerin yenilenmesini destekler, üstderide kepeklenmeyi nasırlaşmayı önler. B Vitamini kompleksi, hücre metabolizmasını çok olumlu etkiler. Avokadonun etken maddeleri, deriyi kurumaktan korur ve özellikle, duyarlı, kuru, yıpranmış ve yaşlanmış derileri iyileştirir ve güçlendirir.

-Çiçek balı: Dünyanın bilinen en eski tatlandırıcısı albüminler, vitaminler, mineraller, mikro besin maddeleri, enzimler ve organik asitler içerir. Bu besleyici maddeler deriyi güçlendirir ve yumuşatır. Antibakteriyel ve iltihap giderici, deriyi gerginleştiricidir, esnekliği arttırır ve kan dolaşımını uyarır.

-Buğday kepeği: Mineraller ve B Vitaminleri içerir. Deriye düzgünlük kazandırır ve kurumaktan korur.

-Yeşil çay: Japonların ulusal içkisi olan yeşil çay, yalnızca içten değil, dıştan da kullanıldığında çok yarayışlıdır. Duyarlı ciltleri yatıştırır, olgunlaşma aşamasındaki deriyi besler ve vaktinden önce yaşlanmaktan korur.

-Çökelek/Ekşimik: İltihaplı deriye karşı eskiden beri kullanılan çökelek, gerektiğinde biraz ılık sütle karıştırılarak krem kıvamına getirilir. Yağlı cilt bakımında kullanılır, altderinin(perminal katmanın) kan dolaşımını hızlandırır, ayrıca hafif güneş yanıklarında rahatlatıcıdır. Çıbanları(örneğin koltuk altında çıkan köpekmemesini) kısa sürede işletir ve temizler.

-Elma sirkesi: Bu çok yönlü ilaç, deriyi güçlendirir ve derinin asidik koruma örtüsünü güçlendirir. Çok zengin vitaminler ve mikro besin maddeleri içerir. Kuru ve çatlak cilt kadar, yağlı ve sivilceli cildin bakımında da başarılıdır. Saçlara yumuşaklık ve parlaklık kazandırır.

-Havuç: İçerdiği karoten(Provitamin A) ve lesitin, deri sertliklerini normalleştirir, deriye sağlıklı bir görünüm ve renk kazandırır.

-Hıyar(Salatalık): Deri için klasik bir nemlendirici olarak bilinen hıyar, yağdan arındırıcı etkiye de sahiptir ve bu nedenle yağlı ciltler için hazırlanan maskelere ve kompreslere de girer.

-Limon: Doğal kozmetikte çok önemli yeri vardır. Mikrop kırıcı, sıkıştırıcı/büzüştürücü/gerdirici özelliği vardır ve deriyi yağdan arındırır.

-Süt: Yağlı cilt bakımında ve nemlendirici olarak idealdir. Çok değerli maddeleri cilt tarafından hızla emilir. Üstderiye esneklik kazandırır, derinin asidik koruma örtüsünü güçlendirir, kan dolaşımını uyarır ve pürüzlü deriyi düzgünleştirir.

-Yoğurt: İçerdiği bakteri kültürleri sayesinde, üstderi bakteri florasının yeniden yapılanabilmesine yardımcı olur. İçerdiği süt asidi ise cildin erken kırışmasını önler, ona yumuşaklık ve esneklik kazandırır.

-Yulaf: B grubu öncelikli olmak üzere, vitaminler, mineraller ve değerli yağlar içerir. Öğütülmüş yulaf deriyi düzgünleştirir ve özellikle bu amaçla hazırlanan yüz maskelerinde başarıyla kullanılabilir.

-Yumurta sarısı: Lesitin ve kolesterol açısından çok zengin olduğu için, cilt maskeleri ve kompresler hazırlanırken emulgatör olarak (örneğin yağ ile suyun bir süre için birbirine karışmasını sağlamakta) kullanılır. Cildi rahatlatır ve düzgünleştirir.

-Zencefil: Cildi çok olumlu etkileyen doymamış yağ asitleri bakımından çok zengindir. Deriyi yağdan arındırır, iltihapları yatıştırır, çatlakların ve küçük yaraların iyileşmesini hızlandırır.

Eterli yağlar(esanslar)

Eterli yağlar, bildiğimiz anlamdaki bitkisel yağlardan değildir; pek çok uçucu(eterli) maddelerin bir bileşimidir. Yağ olarak anılmalarının başlıca nedeni, suda çözünmeyip ancak katı veya sıvı yağlarda çözünmeleridir. Bu çok değerli eterli yağlar, bitkilerin damıtılmasıyla veya preslenmesiyle elde edilirler. Cilt bakımında kullanılacak olan eterli yağların kaliteli ve gerçek olmalarına büyük özen gösterilmelidir. Yapay esansların bitkisel yağlara karıştırılması yoluyla oluşturulmuş sahte eterli yağların cilt bakımında kullanılmaları çok yanlış olur. Yalnızca eczanelerden ve güvenilir firmalardan, yüzde yüz doğal olduğuna inandığınız yağları satın alınız!

Eterli yağlar, çok yönlü etken maddeleri sayesinde yalnızca cildi rahatlatıp iyileştirmekle kalmazlar; kişide yatıştırıcı, uyarıcı, canlandırıcı ve rahatlatıcı etkiler de yaratabilirler. Eterli yağlar, kremlerde, losyonlarda, banyo katkısı veya inhalasyon(soluma) biçiminde kullanılarak, beden sağlığına ve rahatlığına geniş ölçüde katkı sağlayabilirler.

Eterli yağların etkileri

-Kafur yağı: Kan dolaşımını uyarıcı ve canlandırıcıdır.

-Karanfil yağı: Cildi yatıştırır ve dezenfekte eder.

-Lavanta yağı: İltihaplanmayı önleyici, yatıştırıcı ve hücre yenileyici.

-Limon yağı: Dezenfekte edicidir. Kırılmaya eğilimli tırnakların bakımında kullanılabilir.

-Nane yağı: Metabolizmayı uyarıcı, dezenfekte edici ve kan dolaşımını uyarıcıdır.

-Oğulotu(melisa) yağı: Yatıştırıcı ve duyarlılığı azaltıcı etkiler içerir.

-Mayıs papatyası yağı: İltihaplanmayı önleyici ve yatıştırıcıdır.

-Rezene yağı: Dezenfekte edici, yatıştırıcı ve güçlendiricidir.

-Servi yağı: Dokuları sıkıştırıcı ve dezenfekte edicidir.

-Turunç kabuğu yağı (Bergamot): Antiseptik ve iyileşmeyi hızlandırıcıdır.

Eterli uçucu yağlar, banyo katkısı olarak bile, önce katı veya sıvı yağların içinde çözündürülmelidir; çünkü suda çözünmezler ve değdikleri bölgeyi tahriş edebilirler!

Kimyasal kozmetik ürünleri genellikle, konserve edici yapay maddeler içerirler. Ürünler böylece uzun süre boyunca bozulmaz, ama derinin dengesini bozabilirler ve alerjilerin başlıca nedeni olarak tanınırlar. Bu yapay maddeler yalnızca ürünün içindeki bakterileri öldürmekle kalmayıp, derinin dengesini koruyan çok önemli doğal bakterileri de yok ederler. Burada tanıtılacak olan doğal kozmetik ürünler, dayanıklılık kazandıran herhangi bir yapay madde içermedikleri için, saklanmaları ve kullanım süreleri bakımından çok dikkatli olmak gerekir. Şifalı bitki demlemeleri ve besin maddeleri ile hazırlanan kozmetikler hemen kullanılmalıdır. Bu tanımın dışında kalan ürünlerin buzdolabında saklanması doğru olur. Bitkisel yağlar ise birkaç ay boyunca bozulmadan bekleyebilirler. Kremler ve losyonlar da en çok iki haftalık bir süre içinde kullanılmalıdırlar.

Mutfakta hazırlanan doğal kozmetiklerle deriye, saçlara ve tırnaklara hiçbir zarar vermeden bakım yapılabilir, ama bu bakım sürecinde de problemler yaşanabilir. Daha önce hep hazır kozmetik ürünü kullanmış olan kişilerde, doğal kozmetik ürünleri bazen sivilcelenme veya deri gözeneklerinin iltihaplanması gibi tepkiler oluşabilir. Bu durumlara genellikle, deri metabolizmasını güçlü bir biçimde etkileyebilen bitkiler kullanıldığında rastlanır. Alerjilerde ise durum değişiktir: Bazı bitkilere veya bitki yağlarına karşı deri hemen veya kısa bir süre sonra, kızarıklık veya kaşıntı gibi tepkiler verebilir. Bu durumda, alerjiye yol açan reçetenin kullanımına hemen son verilir. Ama önceden bir deri testi yaparak, alerjik tepki oluşup oluşmayacağı saptanabilir: Söz konusu üründen birazı, kol ekleminin iç tarafına sürülür ve ertesi güne kadar beklenir. Eğer ertesi gün o bölgede herhangi bir alerjik tepki oluşmamışsa, söz konusu reçete rahatlıkla kullanılabilir.

Önemli bir konu da, önerilen dozajlara sadık kalınmasıdır. Bazen fazla kullanılan birkaç damla eterli yağ bile önemli değişikliklere yol açabilir. Ayrıca, eğer reçetede belirtilmemişse eterli yağlar, kesinlikle doğrudan cilde uygulanmamalıdır!

Cilt Tipiniz Nedir?

Yapısı ve işlevleri açısından herkesin cildi benzerlikler gösterir, ama yine de her cilt başkadır. Genellikle üç cilt tipinden söz edilir: Normal veya karışık cilt, yağlı cilt ve kuru cilt. Bu üç değişik durumun bir kişide görülmesine çok ender rastlanır. Ama karma biçimleri söz konusudur ve mevsimlere ve yaşa göre cildin özelliklerinde değişimler görülebilir.

-Normal ve karışık cilt: Normal cilt düzgün ve yumuşaktır, donuk bir parlaklığa ve sağlıklı bir görünüme sahiptir. Karışık ciltte, yanaklar kuru ve daha çok alın, burun ve çene bölgeleri yağlıdır. Ama bu durum, normal ciltte de görülebildiği için, normal cilt sınıfına girer.

-Yağlı cilt: İri gözenekli ve sivilcelenmeye yatkındır. Yıkandıktan kısa süre sonra yine parlak bir görünüm kazanır ve kremlendikten uzun bir süre sonrasına kadar yağlı kalır. Sivilceli cilt, yağlı cildin kız kardeşidir: Sivilceler, yağ yapımında bir aksaklığın belirtisidir.

-Kuru cilt: Bazen sert ve pulludur, göz ve ağız çevresinde genç yaşlarda kırışıklıklar oluşmaya başlar. Kuru cildin bakımında yanlışlıklar yapılabilir. Temizlendikten sonra gerilir ve yağlı kremler çok çabuk emilir.

Eğer cildinizin hangi sınıfa girdiğine karar veremiyorsanız, bir kozmetik uzmanına başvurmanız doğru olur. Böylece, uygulayacağınız reçetelerde ve bakım yöntemlerinde yanılgıya düşmemiş olursunuz.

*Yağlı bölgeleri veya karışık ciltteki sivilceli bölgeleri yağdan arındırıcı maddelerle temizlemeye çalışmayınız. Cildin asidik koruma örtüsünü tahrip edebilirsiniz.

*Yağlı cildinize çok etkili veya yüksek dereceli alkol içerikli ürünlerle işkence etmeyin. Bu tür bakıma yağ bezlerinin tepkisi, daha fazla yağ üretmek olacaktır.

*Özellikle kuru cildi soğuk suyla yıkamayın: Aksi halde gözenekler kapanır ve cilt daha fazla kurur.

*Cildin kendini yenileyebilmesi için(regenerasyon), haftada 1-2 kere, cilde uygun yüz maskeleri uygulanmalıdır.

*Peeling yöntemi(ayda 1-2 kere), cildin sertleşmesini önler.

*Pigment lekelerine karşı, rendelenmiş çiğ patates maskesi, 15-20 dakika etkilemeye bırakılır.

-Mayıs papatyası yağı, her tür cilt için

30g mayıs papatyası, 100 ml susam yağı ve 100 ml kırmızı kantaron yağına eklenir. Cam yağ kavanozu bir saat boyunca çok sıcak su banyosunda (benmarin yöntemi) bekletilir ve süre sonunda iyice çalkalandıktan sonra, tülbentten geçirilerek süzülür. Yağa batırılan pamukla yüz iyice temizlenir.

-Yağ karışımı, normal ve karışık cilt için

10’ar ml soya yağı ve hintyağı, 20 ml bademyağı ve 30 ml zeytinyağı iyice karıştırılarak koyu renkli bir şişeye aktarılır. Yağla ıslatılan bir pamukla, yumuşak hareketlerle yüze, boyuna ve dekolteye yedirilir.

-Temizlik maskesi, yağlı cilt için

1 yumurta sarısı, 1 yemek kaşığı susam yağı ve 3-4 damla limon suyu iyice karıştırılarak krem haline getirilir. Elle veya bir bezle, yüze, boyuna ve dekolteye sürülür ve 10 dakika etkilemeye bırakılır. Süre sonunda bol ılık suyla yıkanılır.

-Limon peelingi, yağlı cilt için

2 yemek kaşığı dolusu ince rendelenmiş limon kabuğu, 2 yemek kaşığı yulaf unu ve 6 yemek kaşığı dolusu buğday kepeği iyice karıştırılır ve biraz su eklenerek esnek bir lapa haline getirilir. Dairesel hareketlerle, 2-3 dakikalık bir süre boyunca cilt temizlenir. Bol ılık suyla yıkanılır.

-Yeşil çay losyonu, kuru cilt için

Orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suda 1 tatlı kaşığı dolusu yeşil çay haşlanır, üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. 1 yumurta sarısı, 1 tatlı kaşığı dolusu çiçek balı ve 10 ml gliserin iyice karıştırıldıktan sonra, çayla birlikte küçük bir kavanoza aktarılarak iyice çalkalanır. Karışıma batırılan pamukla, yüz, boyun ve dekolteye friksiyonla iyice emdirilir.

-Kepek peelingi, olgun cilt için

5 yemek kaşığı dolusu badem veya buğday kepeği biraz suyla iyice karıştırılarak lapa haline getirilir. Dairesel hareketlerle, 2-3 dakika boyunca yüz iyice temizlenir.

Canlandırıcı yüz losyonları

Yağ veya kremlerle yapılan bir temizliğin ardından uygulanan yüz losyonları, cilde canlılık kazandırır ve yatıştırıcıdır. Bir pamuk parçasını losyonla ıslatın ve yüzünüzü, boynunuzu ve dekoltenizi nemlendirin.

-Lavanta suyu, karışık cilt için

Sabahları ve akşamları, bir pamuğu lavanta destile suyu ile ıslatın ve yüzünüze, boynunuza, dekoltenize sürün.

Lavanta suyu, yağlı cilt için

50 ml lavanta destile suyu, 2-3 damla nane yağı ve 1 tatlı kaşığı dolusu elma sirkesini bir cam kabın içinde iyice çalkalayarak karıştırın. Yüzünüzü, boynunuzu ve dekoltenizi, bu sıvıyla ıslattığınız bir pamukla temizleyiniz.

-Aynısafa losyonu, kuru cilt için

50 ml portakal çiçeği destile suyu, 50 ml gülsuyu ve 20 ml aynısafa tentürünü bir şişede iyice çalkalayarak karıştırın. Yüzünüzü bu losyonla temizleyin. Aynısafa tentürünün yapımı için gerekli bilgiyi, kitabın bitkiler bölümünde bulabilirsiniz.

-Bitki losyonu, sivilceli ve iltihaplı cilt için

1 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası, 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış ayrıkotu kökü, 1 yemek kaşığı dolusu öksürükotu yaprağı(veya ebegümeci yaprağı), 1 yemek kaşığı dolusu aynısafa çiçek yaprağı (hepsi kurutulmuş olarak), 200 ml steril su, 30 ml 70 derecelik etil alkol ve 30 ml adaçayı destile suyu bir kavanoza koyulur ve ağzı iyice kapatılır. Arada bir çalkalanarak 3-4 gün bekletildikten sonra, 3-4 kat tülbentten geçirilerek süzülür. Elde edilen losyon, koyu renkli temiz bir şişeye aktarılır. Her kullanımdan önce iyice çalkalanır. Losyonla ıslatılan bir pamukla, sabahları ve akşamları, yüz, boyun ve dekolte nemlendirilir.

Yağ karışımları

Eterli bitki yağları, yüz masajları için çok uygundur veya kuru ve olgun ciltler için, bir gece kreminin yerini doldurabilirler. Ama eterli yağlar doğrudan kullanılmaz, ana madde olarak seçilen bir bitkisel yağa uygun miktarda karıştırılarak kullanılırlar. Önerilen miktarlar bir kapta karıştırıldıktan sonra koyu renkli bir şişeye aktarılır ve iyice çalkalanır. Yağların birbirine tam olarak karışabilmesi için birkaç saat beklenilmesi gerekir.

-Yağ karışımı, yağlı cilt için

15 damla limon yağı, 12 damla servi yağı(veya 10 damla kafur yağı), 10 damla lavanta yağı, 50 ml soya yağı.

-Yağ karışımı, normal cilt için

15 damla lavanta yağı, 4 damla gülyağı, 8 damla adaçayı yağı(veya ökaliptus yağı) ve 50 ml susam yağı.

-Yağ karışımı, kuru cilt için

15 damla rezene yağı(veya mayıs papatyası yağı), 5 damla lavanta yağı, 5 damla gülyağı ve 50 ml bademyağı.

-Yağ karışımı, olgun cilt için

15 damla lavanta yağı, 5 damla kekik yağı, 3 damla nane yağı, 10 damla gülyağı ve 50 ml zeytinyağı.

Deriyi Besleyici Maskeler

Maskeler, cildi güçlendiren klasik güzelleştiricilerdir. İyileştirici ve güzelleştirici maddelerini cilde emdirerek, onun kendini yenileyebilmesine yardımcı olurlar. Maskeler cildi yatıştırır, gerginleştirir ve kan dolaşımını uyarırlar.

-Elma-krema maskesi, normal ve kuru cilt için

Kabuğu soyulan bir elma ince rendelenir ve 1 yemek kaşığı dolusu krema ile iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye uygulanır ve 10 dakika etkilemeye bırakılır.

-Ekşimik/Çökelek maskesi, yağlı cilt için

4 yemek kaşığı dolusu ekşimik(çökelek), 10 ml adaçayı destile suyu, 10 ml gülsuyu, 1 kahve fincanı ılık süt mikserde iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye uygulanarak 30 dakika etkilemeye bırakılır.

-Zencefil kompresi, yağlı cilt için

1 bardak zeytinyağı hafifçe ısıtılır, 1 yemek kaşığı dolusu öğütülmüş zencefil yağa iyice karıştırılır ve 1-2 saat bekletilir. Bu karışımın emdirildiği bez parçaları yüze uygulanır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.

-Hıyar maskesi, yağlı cilt için

Soyulmuş hıyardan kesilen 5 kalın dilim mikserde püre haline getirilir, 2 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 2 tatlı kaşığı susam yağı, 1 yumurta sarısı iyice çırpılır ve hepsi mikserde iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye uygulanarak, 45 dakika etkilemeye bırakılır.

-Ekşimik/çökelek maskesi, yağlı cilt için

125g ekşimik(çökelek), 2 yemek kaşığı dolusu ılık süt ve yarım limonun suyu iyice karıştırılır. Yüze uygulanır ve 15 dakika etkilemeye bırakılır.

-Avokado maskesi, kuru cilt için

Olgun bir avokado meyvesi kabuksuz olarak çatalla ezilir ve yarım tatlı kaşığı bal, bir tatlı kaşığı elma sirkesi ile iyice karıştırılır. Bir yumurta sarısı çatalla iyice çırpıldıktan sonra eklenerek karıştırılır ve bu arada da 3 yemek kaşığı dolusu zeytinyağı, karıştırılma sırasında azar azar eklenir. Yüze, boyuna ve dekolteye bolca uygulanır ve 20-30 dakika etkilemeye bırakılır.

-Havuç maskesi, olgun cilt için

1 yumurta sarısı, yarım tatlı kaşığı zeytinyağı ve bir tatlı kaşığı dolusu havuç suyu iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye sürülerek, 20-30 dakika etkilemeye bırakılır.

-Buğday kırması maskesi, kuru cilt için

100g kırılmış buğday, krem haline gelebilecek ölçüde zeytinyağı ile mikserde karıştırılır. Yüze uygulanır ve 15 dakika etkilemeye bırakılır.

-Yeşil çay maskesi, olgun cilt için

Bir bardak su kaynatılır ve 5 dakika bekletilir, 1 yemek kaşığı dolusu yeşil çay eklenerek 5 dakika demlendirilir, süzülür ve soğumaya bırakılır. Bu arada, 3 yemek kaşığı dolusu bademyağı ve 1 yemek kaşığı dolusu çiçek balı iyice karıştırılır. Yeşil çay bu karışıma yavaş yavaş eklenirken karıştırmaya devam edilir. Maske, yüze, boyuna ve dekolteye uygulanır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.

-Cildi tazelemek için (20 dakikalık maskeler)

*Bal, limon suyu ve 1 tatlı kaşığı zeytinyağı iyice karıştırılır.

*Limon suyu ve 1 yumurta sarısı iyice karıştırılır.

*Sütte pişirilen 1 elma iyice ezilir ve ılıklaşması beklenir.

Kompresler ve Buğu Banyoları

Şifalı bitkilerle veya eterli yağlarla hazırlanan kompresler ve buğu banyoları cilde tazelik kazandırır ve kan dolaşımını uyarır. En doğrusu, cildin akşam temizliğinin ardından uygulanmasıdır.

Kompresler için, çok sıcak ama kaynamayan suyla bitkiler haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür.

Yüze uygulanan buğu banyoları için, kaynar derecede olmayan çok sıcak suya bitkiler veya eterli yağlar eklenir. Büyük bir havluyla baş ve su kabı örtülerek, gözler kapalı biçimde, 5-10 dakika boyunca buharın cildi etkilemesi beklenir. Buhar cildi yakmamalıdır! Sonunda yüz soğuk suyla yıkanır ve temiz bir havluyla kurulanır.

-Şifalı bitki kompresleri, yağlı cilt için

2 yemek kaşığı dolusu civanperçemi, ıhlamur veya ökaliptus yaprağı, yarım litre su.

-Şifalı bitki kompresi, kuru cilt için

2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası, lavanta veya ıhlamur, yarım litre su.

-Şifalı bitki kompresi, olgun cilt için

1 yemek kaşığı mayıs papatyası, 1 yemek kaşığı kuşburnu kabuğu, 1 yemek kaşığı dolusu aynısafa çiçeği, yarım litre su.

-Buğu banyosu, yağlı cilt için

Mayıs papatyası, ıhlamur, civanperçemi, ökaliptus veya biberiye yağından 4-6 damla ve 1 litre su.

-Buğu banyosu, kuru cilt için

2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası, lavanta veya ıhlamur ve 1 litre su.

-Deri gözeneklerinin sıkıştırılması için

*Ezilmiş taze muşmula yaprağı, 20 dakikalık kompres olarak.

*Dilimlenmiş havuç, hıyar veya domates, 15-20 dakika süreyle problemli bölgeye yatırılır.

*Bal maskesi, 20-25 dakika süreyle uygulanır. Yüz ılık sütle yıkanır ve soğuk suyla güzelce durulanır.

*Atkuyruğu çayı, 10-15 dakikalık kompres olarak uygulanır.

*Ceviz yaprağı çayı, 10 dakikalık kompres olarak uygulanır.


Tarih: 13:50, 12/12/2006
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->